ACI TABLO – Suat Başaran
Kendilerinin artık umut olmaktan çıktığını görenler, tek bir umut kırıntısı bırakmak istemiyorlar.
Anlatan sıradan bir insan değil…
İstanbul’un sayılı ülkücülerinden…Altmışlı yaşların ortalarında, sayın Genel Başkanımızla da çok eski dostluğu olan biri…
Kalabalık bir ortamda şu an önemli bir görevi üstlenmiş bir yöneticimize sormuş:
“Bu anlayışla gelecek dönem MHP’nin barajı aşma şansı var mı?”
Cevap, “Hayır!” olmuş…
Yani Genel Başkanımızın en yakın kurmaylarından biri O’nun yönetimindeki MHP’nin gelecek dönem barajı aşacağına inanmıyormuş…
Burada adını yazmıyorum, anlatan ismini de verdi… Zaten beş-on kişilik bir ortamda söylendiği için gizlemesi gereksizdi… Fakat burada ifade etmenin de bir anlamı yok…
Zaten okuyucuların büyük çoğunluğu bahsi edilen diyalogun benzerleriyle sıkça karşılaşmaktalar…
Ve iddia ediyorum, şu an en yukarıdan aşağıya kiminle sohbet edilirse edilsin mevcut gidişattan memnun olan olanların sayısı yüzde onu geçmez…
Yeter ki başbaşa konuşmuş olun ve söylediklerinin yukarının kulağına gitmeyeceğinden emin olunsun…
Şu an öyle bir durumla karşı karşıyayız ki, herkes topu bir başkasına sıkışan da en yukarıya atıyor…
Sanki herkes esir veya bilinmez güçlerin kontrolü altında…
İnanılmaz bir teslimiyet kanıksanmış bir statüko…
Kaygılar aynı, beklentiler aynı…
Sıra çözüme geldiğinde kahrolası “kim var?” sorusu bir umutsuzluk parolası gibi çıkıveriyor dudaklardan…
*****
Tablo sadece yöneticilerle sınırlı olsa iyi…
Genel Başkan’ın ayakta alkışlandığı salonlara gidilsin onu alkışlayanlara yazının girişinde sözü edilen soru sorulsun çoğunluğun cevabı aşağı yukarı aynı olacaktır büyük bir ihtimalle…
Peki Neden?
Hadi yöneticiler için koltuk sevdası ileri sürülebilir…
Ya diğerlerine ne demeli…
Yoksa İkiyüzlü insanlar mı olduk?
Hayır!
Bu çok ucuz bir değerlendirme olur…
İki yüzlülükten kaynaklanmıyor bu tavır; çaresizlikten ve hareketi koruma
içgüdüsünden kaynaklanıyor…
Mevcut ortada, iyi kötü bir şekilde hareketi idare ediyor…
Gelecek ise meçhul…
Umut vaat edecek bir yapı halihazırda şekillenmedi…
Umut verecek bir yapı, ancak bir kadro hareketi olabilir.
Bunun önünde ciddi engeller var. Müthiş bir dağınıklık söz konusu ve bahse konu en büyük engel bu.
Ülkücü hareket adına ve Ülkücü Hareketin geleceği adına bir ortak akıl ve ortak tavır ortaya konulamıyor, organize olunamıyor. Her ne kadar bir takım politik beklenti ve endişeler bunun önünde engel gibi görünse de asıl mesele, topyekûn bir seferberlik hissi ağır hasar almış durumda camiada..
Olağanüstü bir polarizasyona mâruz kalıyor camia. Bölünüyor, parçalara ayrılıyor, kristalize oluyor.. Ülkenin mâruz kaldığı benzeri ayrışmalara hareketimiz de mâruz kalıyor. Türk siyasi hayatının en köklü damarı ve en köklü sosyolojik alt yapısı olan MHP, Türkiye’nin çok ciddi sosyolojik kırılmalar yaşadığı günümüzde olan bitenin çok gerisinde, bir “demeç siyaseti” ile zevahir kurtarılıyor.
Ülkücü Hareket’te yapılanlar değil, yapılamayanlar belirliyor psikolojiyi.
Mevcut durumun iç açıcı olmadığı dillere pelesenk olmuş durumda, lakin bir alternatif ümit ve his galebe çalmıyor.
İnsanların göreceli olarak Genel Başkanın yanında görünmesinin/görülmesinin en büyük sebebi işte bu hissizlik ve belirsizlik…
Bünyenin nabzı düşüyor, kalp atışları yavaşlıyor.
Ve asıl acı vereni bu hissizliğin, belirsizliğin ve umutsuzluğun yukarıdan aşağıya pompalanması…
Onun için umut olarak ortaya çıkana ya da çıkma ihtimaline binaen bile kara çalmak için hazır kıt’alar görevde tutuluyor…
Kendilerinin artık umut olmaktan çıktığını görenler, tek bir umut kırıntısı bırakmak istemiyorlar.
Ellerindeki yetkiyi gelecekle ilgili en iyimser belirtiyi yok etmek için acımasızca kullanıyorlar…
Görmek istemedikleri oluşturdukları tablonun Allah(c.c) korusun hareketi yok oluşa sürüklediği…
Yoksa aslında çok iyi görülen, planlanan ya da arzulanan bu mu?
Hafazanallah…
Suat BAŞARAN









